Eksozom Cilt Bakımında Neden Önem Kazanıyor?
Bir bitkinin yararlı bileşenlerini kozmetik formüle eklemek yeni bir fikir değil. Bitki yağları, özleri ve çiçek suları uzun zamandır cilt bakımında kullanılıyor. Bitkisel eksozom teknolojisini farklılaştıran ise bitkinin yalnızca belirli bileşenlerine değil, hücresel iletişim sistemine yönelmesi.
Eksozomları, hücrelerin birbirleriyle iletişim kurarken kullandığı mikroskobik taşıyıcılar gibi düşünebiliriz. İçlerinde proteinler, lipitler ve farklı biyolojik bileşenler taşıyabilen bu küçük yapılar, kaynak hücreye ait belirli bilgileri başka bir noktaya ulaştırabilir.
Bitkiler de hücre dışına benzer vezikül yapıları bırakır. Bilimsel araştırmalar, bu yapıların içeriklerini koruyabilmesi ve farklı bileşenleri bir arada taşıyabilmesi nedeniyle cilt bakımındaki potansiyellerini inceliyor.
Ancak “bitkisel eksozom” ifadesi, tek başına bir ürünün etkili olduğunu göstermeye yetmez. Kaynak bitki, üretim yöntemi, standardizasyon, kullanılan oran ve formülün geri kalanı en az eksozom sözcüğü kadar önemlidir.
Eksozom nedir?
Hücreler, çevreleriyle yalnızca doğrudan temas ederek iletişim kurmaz. Hücre dışına, çevresi lipid tabakayla kaplı çok küçük parçacıklar bırakırlar. Bu parçacıklar proteinleri, lipitleri ve nükleik asitleri bir hücreden diğerine taşıyabilir.
Bu yapılar genel olarak hücre dışı veziküller olarak adlandırılır. “Eksozom” ise hücrenin belirli bir iç bölümünde oluşarak dışarı bırakılan vezikül türünü tanımlar.
Uluslararası Ekstrasellüler Vezikül Derneği, parçacığın hücre içindeki oluşum yolu açık biçimde gösterilemediğinde daha kapsayıcı olan “hücre dışı vezikül” ifadesinin kullanılmasını öneriyor. Bu nedenle bilimsel yayınlarda “bitki kaynaklı hücre dışı vezikül” veya “bitki kaynaklı nanovezikül” ifadeleriyle de karşılaşabilirsiniz. MISEV2023 bilimsel terminoloji rehberi
Kozmetik dünyasında ise “bitkisel eksozom” ifadesi, tüketici tarafından daha kolay anlaşıldığı için yaygın biçimde kullanılmaya devam ediyor.
Bitkisel eksozom ile bitki özü aynı şey midir?
Hayır. Bir formülde gül özü, yeşil çay özü veya Ölmez Çiçek özü bulunması, o ürünün otomatik olarak eksozom teknolojisine sahip olduğu anlamına gelmez.
Geleneksel bitki özleri, bitkinin çözünebilen belirli bileşenlerinin farklı ekstraksiyon yöntemleriyle alınması sonucunda elde edilir. Bu özlerin içerisinde polifenoller, flavonoidler, aromatik bileşikler ve çeşitli antioksidanlar bulunabilir.
Bitki kaynaklı hücre dışı veziküller ise çevresi lipid yapıyla kaplı, nano ölçekteki taşıyıcı yapılardır. İçlerinde farklı biyolojik bileşenleri bir arada barındırabilirler. Vezikülün dış yapısı, taşıdığı içeriğin çevresel koşullardan korunmasına katkı sağlayabilir.
Aralarındaki temel farkı şöyle özetleyebiliriz:
- Bitki özü, bitkinin seçilmiş veya çözünebilen bileşenlerini içerir.
- Bitkisel eksozom veya nanovezikül, farklı bileşenleri lipid yapılı bir taşıyıcının içinde bir arada bulundurabilir.
- Her bitki özü eksozom değildir.
- Eksozom teknolojisinin varlığı, üretim ve analiz verileriyle desteklenmelidir.
Kozmetik ürünün içerik listesinde eksozom teknolojisinin kaynak bitkiye ait INCI adıyla belirtilmesi de mümkündür. Bu nedenle yalnızca içerik listesini değil, markanın ürünle ilgili sunduğu teknik açıklamaları da incelemek gerekir.
Bitkisel eksozomlar neden cilt bakımında araştırılıyor?
Cildimiz durağan bir yüzey değildir. Çevresindeki değişikliklere sürekli cevap veren, kendi içinde iletişim kuran ve koruyucu bariyerini yenileyen dinamik bir yapıdır.
UV ışınları, hava kirliliği, sıcaklık değişimleri, yetersiz uyku ve yoğun yaşam temposu; cildin daha mat, kuru veya yorgun görünmesine neden olabilir. Bitki kaynaklı veziküller, taşıdıkları doğal bileşenler ve nano ölçekteki yapıları nedeniyle bu koşulların cilt görünümü üzerindeki etkilerine yönelik bakım çalışmalarında ilgi görüyor.
Güncel bilimsel yayınlarda bitki kaynaklı veziküllerin dermatoloji ve cilde yönelik taşıma sistemlerindeki potansiyeli araştırılıyor. Bununla birlikte bu alan hâlâ gelişme aşamasında. Kaynak bitkiler, ayrıştırma yöntemleri ve formüller birbirinden farklı olduğu için her eksozom hammaddesinin aynı sonucu vereceği söylenemez. Bitki kaynaklı veziküllerin dermatolojideki kullanımına ilişkin güncel değerlendirme
Kozmetik bakım açısından araştırılan başlıca alanlar şunlardır:
Cilt bariyerinin desteklenmesi
Cilt bariyeri; nem kaybını azaltan, cildi çevresel etkilerden koruyan ve konforlu görünümünü sürdürmesine yardımcı olan dış katmandır.
Bitkisel veziküller yalnızca taşıdıkları bileşenler nedeniyle değil, lipid yapıları sayesinde de bariyer odaklı formüllerde araştırılmaktadır. Ancak nihai ürünün etkisi yalnızca veziküle bağlı değildir. Seramidler, peptitler, nemlendiriciler ve formülün taşıma sistemi de sonucu belirler.
Canlılık ve aydınlık görünüm
Çevresel stres, cilt yüzeyinin zamanla daha donuk görünmesine yol açabilir. Antioksidan bileşenler taşıyan bitki kaynaklarının, cildin daha canlı ve dengeli görünümünü destekleyen formüllerde değerlendirilmesinin nedenlerinden biri budur.
Buradaki amaç cildin doğal rengini değiştirmek değil; mat ve yorgun görünümü azaltmaya yardımcı olan bir bakım sunmaktır.
Daha pürüzsüz bir cilt dokusu
Nemini koruyan ve bariyer bütünlüğü desteklenen cilt, daha düzgün ve pürüzsüz görünebilir. Bitkisel eksozom teknolojisi de peptitler, hyalüronik asit ve ciltle uyumlu lipitlerle birlikte bu bütünsel yaklaşımın bir parçası olarak kullanılabilir.
Aktif bileşenlerin korunması
Kozmetik bir aktif maddenin formüle eklenmesi kadar, ürünün raf ömrü boyunca korunması da önemlidir. Bitki kaynaklı nanoveziküller, içlerinde taşıdıkları bileşenleri dış etkenlerden koruma potansiyelleri nedeniyle yeni nesil cilt taşıma sistemlerinde araştırılmaktadır. Tıbbi bitki kaynaklı nanoveziküllerin cilde yönelik taşıma potansiyeli
Her bitkinin eksozomu aynı etkiyi mi gösterir?
Hayır. Bir eksozom veya vezikül, kaynak aldığı hücrenin özelliklerini yansıtan bileşenler taşıyabilir. Gül hücresinden elde edilen yapı ile Ölmez Çiçek hücresinden elde edilen yapı aynı değildir.
Kaynak bitkinin seçimi bu nedenle yalnızca ürünün kokusunu veya pazarlama hikâyesini belirlemez. Formülün hangi cilt ihtiyacına yönelik geliştirildiğiyle de ilişkilidir.
La Vienne Flora’nın eksozom odaklı ürünlerinde üç farklı kadim çiçek kaynağı öne çıkıyor:
Gül eksozomu
Gül, kozmetik bakımda çoğunlukla rahatlatıcı ve canlılık veren karakteriyle tanınır. Hücre kültürü ve biyoteknolojik üretim yöntemleriyle elde edilen gül kaynaklı kompleksler ise geleneksel gül suyu veya gül özünden farklı bir yaklaşımı temsil eder.
La Vienne Flora Roselight formülünde kullanılan Gül Eksozomu, cildin çevresel koşullar karşısında sağlıklı ve canlı görünümünü desteklemek üzere formüle dahil edilmiştir.
Roselight’ta gül kaynağı, Çayır Prensesi ile bir araya getirilerek iki farklı cilt ihtiyacına odaklanan bir kompleks oluşturur.
Çayır Prensesi eksozomu
Glikasyon, şeker moleküllerinin ciltteki proteinlerle etkileşime girdiği doğal süreçlerden biridir. Yaş, yaşam şekli ve çevresel faktörlerle birlikte bu süreç; cildin daha solgun, yorgun veya esnekliğini kaybetmiş görünmesiyle ilişkilendirilebilir.
Çayır Prensesi kaynaklı biyoteknolojik kompleks, Roselight formülünde glikasyon kaynaklı yorgun görünümüne karşı bakım yaklaşımını desteklemek amacıyla kullanılır.
Roselight’ın %4 Bio-Tech Exosome Complex’i, %2 Gül ve %2 Çayır Prensesi kaynaklı kompleksin birlikteliğinden oluşur. Böylece formül yalnızca tek bir arzuya değil; cildin savunma görünümü, canlılığı ve zaman içinde oluşan matlık ihtiyacına birlikte yaklaşır.
Ölmez Çiçek eksozomu
Ölmez Çiçek, zorlu güneş koşullarında bile canlı görünümünü koruyabilmesiyle tanınır. Bu özelliği, bitkiyi dayanıklılık ve uzun ömür fikriyle özdeşleştirir.
La Vienne Flora’nın Ölmez Çiçek kaynaklı biyoteknolojik kompleks kullanan ürünleri, cildin çevresel koşullar altındaki görünümünü destekleyen çok işlevli formüller olarak geliştirilmiştir.
Lumière BB Cream’de Ölmez Çiçek Eksozomu; renk eşitleme, nem desteği ve günlük cilt bakımı yaklaşımıyla bir araya gelir. Böylece ürün yalnızca cilt tonunu örten bir makyaj katmanı olarak değil, bakımı günlük rutinin içine taşıyan bir BB krem olarak konumlanır.
Soleil SPF 50+’ta ise aynı bitki kaynağı, geniş spektrumlu güneş filtreleri ve cilt bariyerini destekleyen yardımcı bileşenlerle birlikte kullanılır.
Eksozom ile lipozom arasındaki fark nedir?
İsimleri birbirine benzese de eksozom ve lipozom aynı yapı değildir.
Eksozomlar, hücreler tarafından dışarı bırakılan biyolojik kökenli veziküllerdir. Taşıdıkları içerik, kaynak hücreye göre değişebilir.
Lipozomlar ise belirli aktifleri korumak ve taşımak amacıyla oluşturulan lipid esaslı taşıyıcı sistemlerdir.
Kısaca:
- Eksozomun içeriği ve karakteri kaynak hücreyle ilişkilidir.
- Lipozom, formülatör tarafından belirli bir bileşeni taşımak için hazırlanır.
- İkisi de lipid yapılı olabilir, ancak kökenleri ve üretim yöntemleri farklıdır.
- Bir kozmetik formülde eksozom ve lipozom teknolojileri birlikte de kullanılabilir.
Bu ayrımı, ilerleyen blog yazımızda “Lipozom Teknolojisi Nedir?” başlığı altında daha ayrıntılı ele alacağız.
Eksozomlu bir kozmetik ürün seçerken nelere bakılmalı?
Ambalajın üzerinde “eksozom” yazması, ürünü değerlendirmek için tek başına yeterli değildir. Daha bilinçli bir seçim için şu noktalara bakabilirsiniz:
Kaynak bitki açıklanıyor mu?
Kullanılan oran belirtiliyor mu?
Formülün tamamı birbiriyle bağlantılı mı?
Söylemler gerçekçi mi?
Eksozom veya vezikülün hangi bitki kaynağından elde edildiği belirtilmelidir. Yalnızca “bitkisel eksozom” ifadesi, ürünün hangi cilt ihtiyacına yönelik olduğunu anlamak için yeterli değildir.
Formüldeki eksozom kompleksinin oranı, ürünü karşılaştırırken yararlı bir bilgidir. Bununla birlikte çok yüksek görünen rakamlar tek başına etkinlik kanıtı sayılmaz.
İyi bir kozmetik formül tek bir gözde içeriğe yaslanmaz. Eksozom teknolojisinin nemlendiriciler, antioksidanlar, peptitler, seramidler veya güneş filtreleriyle nasıl bir araya getirildiği incelenmelidir.
Eksozom içeren kozmetik ürünler cildin görünümüne yönelik bakım sunar. Bir hastalığı tedavi ettiği, klinik bir uygulamanın yerini aldığı veya cildi kısa sürede tamamen yenilediği yönündeki iddialara temkinli yaklaşılmalıdır.
Kozmetik eksozom kullanımı ile enjeksiyon veya tıbbi uygulamalar aynı şey değildir.
Yeni bir içerikten daha fazlası
Bitkisel eksozom teknolojisini önemli kılan, kozmetiğe yalnızca yeni bir içerik kazandırması değil. Bu teknoloji, formül geliştirme biçimimizi de değiştiriyor.
Artık yalnızca “Formülde hangi aktif var?” sorusunu sormuyoruz. Şunları da bilmek istiyoruz:
- Aktif hangi kaynaktan geliyor?
- Nasıl elde ediliyor?
- Taşıdığı bileşenler nasıl korunuyor?
- Formülün diğer parçalarıyla uyumlu mu?
- Cildin hangi ihtiyacına cevap vermek üzere seçildi?
La Vienne Flora’da eksozom yaklaşımı, çok sayıda ürünü üst üste kullanmak yerine her formülden daha fazlasını bekleyen bir bakım anlayışının parçasıdır.
Çünkü yeni nesil cilt bakımı, daha karmaşık rutinler kurmak anlamına gelmez. Bilimsel olarak anlamlı teknolojileri, doğru bitki kaynakları ve iyi düşünülmüş formüllerle bir araya getirmek anlamına gelir.
Kadim çiçeklerden modern biyoteknolojiye uzanan La Vienne Flora eksozom serisini keşfedin.



